Bebek ve Çocuk

Mutlu Çocuk – İhtiyaç 9 – Üç Boyutlu Dünya

“Mutlu Çocukların 10 Vazgeçilmez İhtiyacı” Eğitim Serimizde “9. Vazgeçilmez İhtiyaç” 3 BOYUTLU DÜNYA.

3 boyutlu dünya derken aslında içinde yaşadığımız, üzerinde yürüdüğümüz, dokunduğumuz, havasını soluduğumuz, iletişim kurduğumuz gerçek dünyayı kastediyorum.

Çocuklarımızın sağlıklı fiziksel, zihinsel, duygusal ve sosyal gelişimleri için de, bu gerçek dünya içinde bol bol zaman geçirmeye, temiz havaya, oyun oynamaya, keşfetmeye, 5 duyularını kullanmaya, hareket etmeye, konuşmaya, tartışmaya, dokunmaya, hissetmeye, gözlemlemeye, okumaya, hatta zaman zaman boş kalıp sıkılmaya ihtiyaçları var.

Diğer taraftan malum, teknoloji çağında yaşıyoruz.

Televizyonlar 2 boyutlu, tabletler ve bilgisayarlar 2 boyutlu, akıllı cep telefonları 2 boyutlu.

Ve de itiraf edelim oldukça eğlenceli ve keyifli olabiliyor bu dünya, hem biz yetişkinler, hem de çocuklar için.

Fakat sorun şurada başlıyor.

Çocuklar 2 boyutlu dünyada gereğinden fazla zaman geçirdiklerinde, gelişimleri için 3 boyutlu dünyadan alabilecekleri çok önemli bazı şeylerden mahrum kalıyorlar.

3 boyutlu gerçek dünyada gelişimleri için en önemli şeylerden biri 5 duyularını kullanıyorlar olmaları ve bu dünyanın gerçek anlamda interaktif bir dünya olması, yani her hareketinin ve davranışın sonucunda ona gerçek dünyadan ve gerçek insanlardan gelen gerçek bir geribildirim var.

Örneğin, diyelim ki bir yere tırmanmaya çalışıyor ve düşüyor. O düşüşü birebir kendisi yaşıyor, o bir geribildirim. Bu geribildirim sonucunda öğreniyor, 5 duyusu ve refleksleri gelişiyor. Bilgisayarda veya televizyonda cansız bir karakter düştüğü zaman aynı geri bildirim yok, çocuğun gerçek duyularına hitap eden bir durum yok ortada.

Veya diyelim ki bir arkadaşına vurdu, arkadaşından ona gelebilecek o kadar çok geribildirim olabilir ki, hem fiziksel hem de duygusal olarak, bunun sonucu gerçek bir öğrenme, gerçek bir gelişim süreci.

Elbette çok güzel ve keyifli eğitici programlar var, oyunlar var, elbette bunlarla da makul ölçüde zaman geçirecekler sorun yok.

Ama ebeveynleri olarak bizler hep hatırlamalıyız ki bu 2 boyutlu dünyada iletişim tek taraflı.

Bizimle, hayvanlarla ve bitkiler gibi başka canlılarla kurdukları iletişim orada yok çünkü kişisel değil, çocuğun duygusunu göremiyor, gözlerine bakamıyor, aynı şekilde çocuk da bunları hissedemiyor.

2 boyutlu dünyada ne kadar fazla zaman geçirirse, 3 boyutlu gerçek dünyadaki oynamak, koşmak, düşmek, keşfetmek, gözlemlemek, dokunmak, zıplamak, konuşmak, şarkı söylemek, iletişim kurmak, kitap okumak, sıkılmak ve yaratmak gibi çok önemli aktivitelere o kadar az vakit kalıyor.

Dolayısıyla günlük hayatlarındaki 2 boyutlu teknolojik dünyada geçirdikleri zamanı yaşlarına ve okul hayatlarına uygun şekilde düzenlemek çok önemli, belli sınırlar ve kurallar koymak çok önemli yoksa ipin ucu biz farketmeden kaçmaya başlıyor ve çocuğun gerçek dünyası 2 boyutlu dünya haline gelmeye başlıyor, 3 boyutlu dünyadan kopmaya ve aynı tadı alamamaya başlıyor.

Bu konuda çocuklarımızın denge kurmasını sağlamak ebeveynler olarak bizim işimiz.

Günlük olarak makul ölçüde teknoloji kullanmalarına fırsat verirken, diğer önemli ihtiyaçlarının da ihmal edilmiyor olması konusunda bizim desteğimize ihtiyaçları var.

Çünkü bu konuda çocuklara fazla insiyatif verip tamamen kendilerini kontrol etmelerini beklemek zor.

Sebebi de, kendini kontrol kapasitesi en yüksek çocuk bile söz konusu teknoloji olduğunda kendini kaybedebiliyor ve bunu yönetmekte zorlanabiliyor.

Çünkü televizyon programları, bilgisayar oyunları, sosyal medya, internet teknolojileri öyle bir tasarlanıyor ki, bunları kullanırken biz farkında olmadan beynimizde öyle hormonlar salgılanıyor ki, bu aktiviteler bize müthiş zevk veriyor ve bu zevk yavaş yavaş farkında olmadan gitgide kullanım miktarlarımızın artamasına sebep oluyor ve bir bakıyoruz kafamızı kaldıramaz, elimizden düşüremez hale geliyoruz bu aletleri.

Gerçek hayatta 3 boyutlu dünyada aynı şekilde zevk vermeyen aktiviteler ile uğraşmak gitgide daha zor gelmeye başlıyor hepimize, özellikle çocuklarımıza.

Veya örneğin kitap okumak gibi gerçek hayatta çok zevk alabilecekleri bir aktiviteye olan ilgileri iyice azalmaya başlıyor.

Biz yetişkinler olarak bile cep telefonlarımıza, bilgisayarlarımıza ve tabletlerimize ne kadar bağımlıyız aslında, ki biz beyin gelişimimizi tamamladık, yani kendimizi kontrol mekanizmalarımız “sözde” en gelişmiş halinde.

Düşünün çocuklarımız daha 20’li yaşlarının ortalarına kadar beyin gelişimlerini tamamlamıyor.

Kendilerini kontrol etmelerine destek olacak beynin ön bölümü beyinlerinde gelişiminin tamamlandığı en son bölgelerden.

Dolayısıyla çocuklarımızın bizden bu konuda net sınırlar çizmemize ihtiyaçları var.

Nasıl günlük uyku ihtiyaçlarının koruyucusu olmamız gerekiyorsa, 3 boyutlu gerçek dünyada ve gerçek canlılarla geçirdikleri zamanın da koruyucusu olmamıza ihtiyaçları var.

Yarın “10. Vazgeçilmez İhtiyaç” olan MUTLU EBEVEYNLERİ konuşacağız.

10. ve son temel ihtiyaç gibi gözükse de aslında belki de herşeyin başı ve çocuğun mutluluğunun temeli.

Lütfen bu son ihtiyacı özellikle okumanızı rica ediyorum, hepimizin kendimizden bir şeyler bulacağını ve olumlu yönde şöyle bir silkelenmemize yardımcı olacağını düşünüyorum.

ÖNEMLİ NOT
Benden beklediğiniz e-postaları normal inbox’ınızda göremiyorsanız, lütfen mail kutunuzdaki spam/junk/istenmeyen/tanıtım bölümlerini kontrol edin, bazen oraya da düşebiliyorlar, paylaşımları kaçırmanızı istemem.

Görüşmek üzere.

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir