Bebek ve Çocuk

Mutlu Çocuk – İhtiyaç 8 – Anlaşılmak

“Mutlu Çocukların 10 Vazgeçilmez İhtiyacı” Eğitim Serimizde “8. Vazgeçilmez İhtiyaç” ANLAŞILMAK.

Anlaşılmaktan kastettiğimiz şey çocuğun duygularının, özellikle korkularının, endişelerinin ve isteklerininanlaşıldığını hissetmesi.

Yetişkinler olarak biz kendimizi düşünelim.

Birisiyle düşünce farklılığı yaşarken anlaşılmadığımızı hissettiğimiz noktada kendimizi asabi ve sinirli hissetmeye başlarız, çünkü insan olarak hepimizin en temel ihtiyacıdır anlaşılmak.

Çocuklarımız için bu daha da önemli çünkü büyümek kolay birşey değil.

* Fiziksel, sosyal, zihinsel öğrenilmesi gereken birçok beceri var.

* Dünyayı ve insanları anlamaya çalışmak, yaşanan hayalkırıklarıyla başa çıkmayı öğrenmek, tüm bunlar çocuklarımızda stres yaratan konular olabilir.

* Kötü not alıyorlar, oyuncakları kırılıyor, arkadaşları ile kavga ediyorlar, bizden birşey istiyorlar ve bazen hayır diyoruz istekleri olmuyor, düşüyorlar canları acıyor, yeri geliyor oyun oynamak yerine ders çalışmaları gerekiyor, başka arkadaşlarının sahip olduklarına sahip olamıyorlar onun hayal kırıklığını yaşıyorlar, say say bitmez.

Tüm bunlar beraberinde birçok onları zorlayan duygu getiriyor ve bu duygular biz ebeveynleri korkutuyor aslında çünkü bizler çocuklarımızı hep neşeli, mutlu, keyifli ve uyumlu görmek istiyoruz.

Halbuki sadece bu duygular yok hayatta.

Öfke, korku, endişe, üzüntü, hayalkırıklığı gibi duygular da var.

Ama bu duygular biz ebeveynleri rahatsız ettiği için, onlarla ne yapacağımızı bilmediğimiz için üzerlerini örtmeye çalışıyoruz, görmezden geliyoruz veya bir an önce çocuğumuzu o duygudan uzaklaştırmaya çalışıyoruz, bir nevi duyguyu inkar ediyoruz.

Ama duyguyu inkar etmek demek, insanı inkar etmek demek.

Çocuğumuz düşüyor canı acıyor, birşey yok geçer diyoruz, azıcık sıyrılmış buna mı ağlıyorsun diyoruz. Ya da gel dondurma alalım sana deyip dikkatini dağıtmaya çalışıyoruz.

Arkadaşıyla kavga ediyor, düşük not alıyor, o gün saçı istediği gibi olmuyor, sivilcesi çıkıyor, kendini çirkin buluyor, evde o gün sevmediği bir yemek pişmiş oluyor, almak istediği oyuncağı almıyoruz, en sevdiği dondurma çeşidi kalmamış oluyor, çok beğendiği elbisenin bedeni kalmamış oluyor…biz ne diyoruz “buna mı üzülüyorsun, büyütüyorsun, abartma, ağlama artık, üzülme geçer…”.

Halbuki o anda çocuğun ihtiyacı olan yegane şey o an yaşadığı duygu her ne ise onun karşısındaki insan tarafından anlaşıldığını ve onaylandığını hissetmek.

Arkadaşınla kavgan seni çok üzmüşe benziyor.
Bu istediğin oyuncak gerçekten de çok güzelmiş, ben de olsam isterdim haklısın. Yine de bugün almayacağız ama harçlıklarını biriktirip sen alabilirsin istersen.
Çok emek verdin ve istediğin notu alamadın, hayalkırıklığına uğramış gibisin.
O bilgisayar oyununa bayılıyorsun biliyorum ve 1 saatten fazla oynamana izin vermediğim için bana kızıyorsun sanırım, doğru anlamış mıyım?
Düştün, canın acıyor görebiliyorum.
Örnekler çoğaltılabilir ama temel prensip onu ve sizi zorlayan zor duygulardan kaçmamak, üzerlerini örtmeye çalışmamak, tam tersi o duyguları dile getirerek anlaşıldığını hissetirmek.

Siz belki bir durumda “üzgün” görünüyorsun diyeceksiniz, o da “hayır üzgün değilim, kızgınım, şu şu şu oldu diye anlatmaya başlayacak”.

Ne kadar güzel bir fırsat yaratmış olacaksınız onun kendi duygularını ifade etmesi ve sizinle iç dünyasını özelini paylaşması için.

Aranızdaki bağın kuvvetlenmesi için nefis bir fırsat.

Tabii tüm bunlar demek değil ki, yine belli sınırları korumayacaksınız ve her istediğine evet diyeceksiniz.

Tam tersi önce duygularını anladığınızı hissettirerek, çocuğunuz sınırlara uyumunu çok daha kabul etmesine destek olabilirsiniz, çünkü anlaşıldığını hisseden çocuk daha uyumlu olur.

“Evet istediğim şu an belki olmuyor ama annem ve babam en azından beni anlıyor, duygularıma önem veriyor” diye hisseder.

Bu duyguyu kim hissetmek istemez ki?

Kendinizi düşünün.

Sizinle her zaman aynı fikirde olmasa da sizi anladığını hissettiğiniz insana karşı uyumunuz, paylaşımınız ve samimiyetiniz daha kuvvetli olmaz mı? İşte aynısı çocuklarınız için de geçerli.

Bu yaklaşımın bir diğer önemli avantajı da, çocuğun duygusal zekasını geliştiriyor olması.

Yani duygularını ifade etmesine fırsat verdikçe o da bu zor duyguları hissettiği zamanlarda öfke krizlerine girmek, kendine veya etrafa sözel ve fiziksel olarak zarar vermek yerine duygularını daha sakin ve sağlıklı bir şekilde ifade etmeyi, daha sağlıklı iletişim kurmayı yaşı ilerledikçe çok daha iyi kavrıyor olacaktır.

Bu da en önemli yaşam becerilerinden biri olarak hayatı boyunca ona hem iş hayatında, hem de özel ve sosyal hayatında inanılmaz faydalar sağlayacaktır.

Yarın “9. Vazgeçilmez İhtiyaç” olan ÜÇ BOYUTLU DÜNYAYI konuşacağız.

ÖNEMLİ NOT
Benden beklediğiniz e-postaları normal inbox’ınızda göremiyorsanız, lütfen mail kutunuzdaki spam/junk/istenmeyen/tanıtım bölümlerini kontrol edin, bazen oraya da düşebiliyorlar, paylaşımları kaçırmanızı istemem.

Görüşmek üzere.

Sevgilerimle

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir