Hastalıklar

Çalışan El Sendromu

Çalışan El Sendromu

Erzurum Atatürk Üniversitesi uzmanlarından Yardımcı Doçent Doktor Gökhan Özdemir, dünya genelinde incelenen bir rahatsızlığın tanımını yaptı. Çalışan el sendromu ismini verdiği bu polinöropatik rahatsızlık, en çok da inşaat işçilerinin başına gelen bir sorun olarak görülebilir. Ağır işlerde çalışılması sonucunda eldeki sinirlerin yıpranmasına sebep olduğu biliniyor. Kendisi bulmuş olmasına rağmen hastalığa adını vermek istemedi ve dünya genelinde incelenmek üzere dergilere konu oldu. Dr. Özdemir ilk başta bu teşhisini koyduğu ve yeni bulduğu hastalık için karpal tünel ismi ile anılan sinir sıkışmasından şüpheleniyordu. Ancak ortaya çıkan semptomlarda benzemeyen yönler bulununca yeni araştırmalara imza atmaya karar verdi. EMG sonuçlarını da çalışmasına katınca farklı bir hastalık olacağını tahmin ederek yeni adımlar atmaya başladı.

Çalışan El Sendromu

İlk Kez Ne Zaman Ve Nasıl Anlaşıldı?

Devlet hastanesinde çalıştığı zamanlarda klinikte bir inşaat işçisinin ağrı ve uyuşma rahatsızlıklarından yola çıkarak bu hastalığın teşhisinde ilk adımları attığını belirten Özdemir, hastalığın genelde karıştırıldığını hatırlatıyor. Genellikle bu tür uyuşma ve ağrı semptomlarının olduğu hastalarda sinir sıkışması olduğu düşünülür ve EMG çekilmesi istenir. Ellerde bulunan duyuların etkilenmesi sonucunda uyuşma meydana gelir. Normal işlerde çalışanlar haricinde ağır işlerde çalışanlarda çok sık görülen bu sinir sıkışmaları EMG sonuçlarında kendini gösterir. Ancak Dr. Özdemir EMG sonucunda ortaya çıkan bir sonuç sonrasında başka araştırmalara başladı. EMG sonucunda duyu sinirlerinde sıkışma değil de zedelenme olduğunu ortaya çıkardı. İki farklı hasta üzerinde incelemeler yaptı ve EMG sonuçlarının farklılığını gördü. Şikayetleri aynı ama sonuçları farklı olan hastalar bu hastalığın tanımlanmasında büyük rol oynadı. Sonrasında daha da çok araştırma yapmak için 10 farklı hastanın üzerinde incelemeler yaptı.

Araştırmaları tamamladıktan sonra şikayetlerin kaç yıldır olduğunu, günlük hayata olan etkileri, hangi işlerde çalıştıklarını, EMG sonuçlarını, şikayetleri, riskleri konusunda önemli araştırmalara devam etti ve hastalığı tanımlayan bir yazı yazdı. Hazırlanan bu yazı 5 önemli uzman tarafından da incelenip, teyit edildi. İncelemeler esnasında geri bildirim yapılırken gelen eleştirilere de savunma yapan Dr. Gökhan Özdemir, artık yeni bir hastalığın tanımının ilk adımlarını atmış oldu. Dünya genelinde kabul gören bu hastalık, ilk kez bir Türk hekim tarafından devlet hastanesinde ortaya çıkarılmış ve keşfedilmiş oldu. Tıp ve bilim dünyasına katkı sunan bu hastalık belki de birçok ağır işte çalışan kişide vardı.

Hastalığa Kendi Adını Vermek İstemedi

Tıp dünyasında yeni hastalıkları keşfeden, çözümler üreten, bilime ve tıp dünyasına katkısı olan kişilerin bulduğu hastalıklar ve tedavi yöntemleri kendi isimleri ile anılır. Ancak Dr. Gökhan Özdemir daha iyi tanımlanması ve son yıllardaki gelişmeler içinde kendi isminin kullanılmasının uygun olmayacağını belirterek hastalığa çalışan el sendromu ismini vermiş oldu. Hastalığın tanımı, içeriği ile isminin de uyumlu olması gerektiğini belirten Özdemir, ilk başta hastalığa Türk el sendromu ismini vermeyi de düşünmüştü. Tarihe geçecek bir isimde millet olarak imzamızın bulunmasını düşünmüştü, ancak daha iyi hatırda kalması için hastalığın ortaya çıkış nedenlerini isim olarak kullanmayı tercih etti.

Farklı Metotlar Denenecek

Hastaların üzerinde buldukları etkilerin ve semptomların incelenmesi ve araştırılması sonucu yeni tedavi yöntemleri de ortaya çıkarılacaktır. Bunun için farklı metotların deneneceği de belirtilenler arasındadır. İlaçlar, gerekirse egzersiz çalışmalarının çeşitlendirilmesi önemlidir. Bu sebeple çalışmaların hala devam ettiği de bilinmektedir. Tedavinin tam olarak bulunabilmesi ve işlevselliğini arttırmasını sağlamak için hastaların sürekli olarak elini kullanmaya devam etmesi gerekir. Ara vermeden çalışılması, tedavinin işe yarayıp yaramadığını da bize gösterecektir.

Tıp Literatürüne Geçti

10 hasta üzerinde henüz inceleme aşamasında olduğunu belirten Dr. Gökhan Özdemir, tedavi için çalışmalara yeni yöneldiğini ifade etti. Bu araştırma sürecinde bile yabancı kaynaklı dergilere konu olmayı başardı. Yakın bir zamanda böyle bir hastalığın tarihe geçmediğini belirten doktorumuz, bir Türk olarak bu hastalığı bulması ile tıp literatürüne geçen isim oldu.

Önde Gelen Bilim Dergileri Konuyu Ele Aldı

Çalışan el sendromu adı verilen bu yeni hastalık dünya tarihinde ilk kez incelendiği için de büyük ilgi topladı. Dünyanın önde gelen bilim dergilerinden biri olan Medicine de konuyu ve hastalığın aşamalarını ele aldı. Tanımlanamamış bir polinöropatik hastalık olarak biliniyor ve tıp araştırmalarında ilgi çeken bir konu olduğu da görülüyor.

Hastalar Hangi Belirtileri Taşıyor?

Kliniğe daha önceden bu semptomlar ile başvuran hasta sayısı belki de binlere ulaşmıştır. Eskiden hastalık olarak tanımlanmadığı için tanı konusunda da karıştırılan durumlar söz konusudur. Artık tanının daha sağlıklı olması için yeni bir hastalık belirlendiğine göre tedavi için de kesin yöntemler kullanılabilir diyebiliriz. Peki kliniğe gelen hastaların belirttiği semptomlar nelerdir?

  • Bu hastalar hep erkekler arasında bulunuyor.
  • Ağır işlerde çalışmaları da bir diğer ortak nokta. Sürekli olarak bu işlerinde çalışmaları da bir detay denilebilir.
  • Çalışma saatleri dışında ve özellikle de geceleri yüksek oranda ağrı hissedilmektedir.
  • Hissizlik ve uyuşma konusunda da şikayetlerin görüldüğü söylenmektedir.
  • Hastalara genellikle karpal tünel sendromu ya da duyusal polinöropatik teşhisi konulmaktadır. Ancak EMG incelemelerinde farklılıklar görüldüğü için hastalığın araştırılmaya başladığı bilinmektedir.
  • Hastaların en az 1 yıl süre ile çalıştıkları işte efor sarf etmeleri belirtiler arasındadır.
  • Hastaların yaş aralıkları ise 20 ile 45 arasındadır.
  • Hastaların her gün saatlerce ağır işlerde çalışması sonucu el sinirlerinde hasar görülmesi sonucu bu hastalık ortaya çıkmaktadır.
  • Tetkik sırasında fiziksel muayenenin yanında EMG uygulaması da yapılmaktadır. Tedavi ve tanı aşamasında mutlaka hastaların aynı işte çalışmasına devam etmesi gerekir.

Tedavi için hangi yöntemlerin kullanılması gerektiği halen inceleme aşamasındadır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir